Hakkında sayısız dedikodular dönen şu lezzet.
Herkes bilir; özellikle sevmeyenler, sevenler ise gülümseyerek yemeye devam eder… Kabul etmeliyiz, çoğumuz hem dolmasına hem tavasına zaman zaman aşeren bir toplumuz…
Eee bu kadar seveni olunca da gidip tanışmamak, lezzeti tatmamak mümkün değil. Evet ”Midyeci Ahmet” diyoruz. Kendisini ”Midyelerin efendisi” olarak tanımlıyor ve oldukça iddialı.. İlk midye tezgahını 8 yaşında kurmasına rağmen bizler onu yeni yeni tanıyoruz. Şu anki konumu Beşiktaş Çırağan Caddesi’nde ve sabah saatlerine kadar açık. Tabi bu kadar rağbet gören yerlerin en büyük problemi burada da var.
Yer bulamıyorsunuz arkadaşlar, oturma alanı biraz küçük ve ayakta yemeye çalışıyorsunuz hani o kadar kuyrukta bekleyen siz değilmişsiniz gibi 🙂 Yemek sonrası keyfi başka yere saklamak zorundasınız çünkü burası tamamen ye-kalk kafasında. Trafiğinden bahsetmiyorum bile! Yeseniz de yemeseniz de o caddeye yolunuz düştüyse, Midyeci Ahmet trafiğinden nasibinizi alıyorsunuz..
Bir de dikkatimi çeken birşey daha oldu midye ve kokoreç farklı sıralarda. Yani ben kokoreç sipariş verdiğim yerden midye dolması alamıyorum. Kısaca oturacak yer bulamamış ve dolayısıyla masadan sipariş veremiyorsanız hiç bu işkenceye değmez derim. Onun dışında midyeleri biraz küçük olsa da gerçekten kıvamından baharatlarına kadar bu işi çözmüşler dedirtmeyi başarıyorlar insana..
Kokoreçine gelince o benim için artık midyelerin değil, ”Kokoreçin efendisi” 🙂 gerçekten lezzetiyle yediğim sayılı kokoreçlerdendi kendileri. 3 dk içinde afiyetle yedim.. Yememiş olanlar ilk fırsatta deneyimleyin derim ben.. Hepinize şimdiden afiyet olsun!










