Bizimle iletişime geç

Sen Mutlu Ol Ne Olur?

Yaşam

Sen Mutlu Ol Ne Olur?

Nasıl yani internetten bedava dinlemek varken bu eski püskü plak için para mı veriyorsun hocam bir de?

Ne buluyorsun arkadaş bu kadar cızırtının arasında?

Annemin de bir sürü plağı vardı kilerde, taşınırken attık hepsini yer kaplıyor diye…

Bilmem kaç artı bir ses sistemim var abi evimde ne gramofonu?

Dünya 140 karakter (ki sanırım 280 oldu) ile yönetilirken roman yazma heyecanı ile yanıp tutuşanlara, herkes zip zip dolanırken koca koca proje dosyaları ile şirket koridorlarında gezinenlere, bir gülümsemeyi on yüz bin beğeniye tercih edenlere sevgi ve saygı göndererek başlayalım söze… Mikrodalga dünyaların makroekonomik hayallerinde yaşayanlara da plak nedir, ne değildir, neden dinlenir, neden biriktirilir anlatmaya çalışmalım naçizane…

İlk olarak belirtmek isterim ki konuyla ilgili tarihçe, teknik bilgi, gelişim süreci gibi sıkıcı başlıklara değinmenin çok da gerekli olduğunu düşünmemekteyim. İçinde müzik olan bir kavramın başlı başına kendini anlattığına ve plak denen kompozisyonun giriş, gelişme, sonuç kısımlarının müzik olması gerektiğine inananlardım. Yok, illa tarihini anlat bize derseniz sizleri Mahir Amca ile başlayıp günümüze kadar gelen internette sörf keyfi ile baş başa bırakmak zorundayım. Çünkü ben biraz mevzunun hikâyesi ile ilgilenmekteyim.

Şimdi biraz hayal gücümüzü zorlayalım. Eylül ayının puslu bir pazartesi sabahına uyanıyorsunuz. Henüz havalar tam soğumamış olsa da o bunaltıcı sıcak artık yok. Uykulu gözlerle pencereden sokağa bakıyorsunuz. Kapı önlerindeki Amerikan arabalarının tamponları parlıyor. Etraftaki tek tuk Anadol ise tedirgin, kışı bekliyor. Perdeyi kapatıp salona yöneliyorsunuz. Gayri-ihtiyari evde ses olsun diye radyonun düğmesini çeviriyorsunuz.

Sene 1981… Geniş yaka gömleklerinizi içeride ütülerken, salonda bulunan radyo hoparlöründen çıkan bir şarkı evin duvarlarında yankılanıyor. NASIL BİR KALP BIRAKTIN, BİLİR MİSİN ARDINDA, BİLİR MİSİN KIRILAN KALPLER DÜZELMEZ ASLA… O an gözleriniz buğulanıyor. Tatlı bir gülümseme ile hüzünlü bir göz yaşı aynı anda yüzünüzü kaplıyor. Eurovision’dan sonra Londra’ya giden ve bir yıldır ortalarda görünmeyen, hayranı olduğunuz o kadın yeni şarkısını söylüyor.

“SEN MUTLU OL NE OLUR.”

Ve Ajda Pekkan geri dönüyor…

Hemen mahallenin plakçısına gidiliyor ve o plak alınıyor. Günlerce, aylarca, yıllarca dinleniyor. Sonra bir gün bir şeyler oluyor. Elden ele dolaşan, mahalledeki tüm arkadaşlarınızın evini ziyaret eden o plak evin kilerine kalkıyor. Sonra dünya değişiyor, savaşlar oluyor, teknoloji gelişiyor ve o plak bir sahafın rafına kadar geliyor. Ve bugün bütün bu hikayenin yaşandığına inana bir plak sever o plağı satın alıyor. Evine gidiyor. Post modern pikabına o plağı takıyor. İğneyi plağın üzerine getiriyor. Ve dinlerken tıpkı yıllar önce plağın ilk sahibinin hissettiği o duyguları yaşıyor, o heyecanı hissediyor, gözleri buğulanıyor. NASIL BİR KALP BIRAKTIN, BİLİR MİSİN ARDINDA, BİLİR MİSİN KIRILAN KALPLER DÜZELMEZ ASLA… O plak sever, her plağı, plakların içerisinde söylenmiş tüm şarkıları bu ve benzeri binlerce farklı hikayeyi hissederek dinliyor.

Şimdi sizler plak koleksiyonu yapan bir arkadaşınıza çaya uğrayın ve hayallerinizdeki o hikaye ile o şarkıyı bir de plaktan dinleyin.

Ve unutmayın…

Günümüzü enerji tasarruflu lambalar aydınlatır, fakat en güzel hikayeler mum ışığında yazılır…

 

Devamını Oku

1985’te İstanbul’da başlayan hikâye; beş yıllık Kocaeli molasının ardından Bostancı’da devam etmektedir. Kendisi, İstanbul’da yürüyerek ilköğretim okuluna (ki bizim zamanda ilkokul, ortaokul vardı) gidebilen son neslin insanı olmuştur. Lise yıllarında ise Bostancı-Üsküdar (2 numara) belediye otobüsü ile tanışmış ve akbili ilk kullanan öğrenci grubu arasında yer almıştır. “E” harfini gurbetçi topçular gibi biraz uzatarak söylemeye çalıştığı dönemler,

Anadolu Lisesi’nde Almanca hazırlık okuduğunun bilinmesini istediği dönemlerdir. Fakat kendisi Almancayı hiçbir zaman doğru konuşamamış hatta hiç konuşamamıştır. Üniversite yıllarında sivil itaatsiz olarak sivil toplum ile uğraşmış, Kocaeli’nin gündemini Kocaeli’den daha iyi takip etmiştir.

O dönemler başladığı Walkman’den kaset dinleme sevdası, günümüze kadar aksi yönde seyrederek plaktan müzik dinleme sevdasına kadar gerilemiştir. Kendisi doğuştan olmasa bile Prekazi’nin Monaco’ya attığı golden beri iyi Galatasaraylıdır.

yorum için tıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alakalı Kategori: Yaşam

Yukarı