Bizimle iletişime geç

Anathema Konserinden Akılda Kalanlar

Kültür & Sanat

Anathema Konserinden Akılda Kalanlar

Türkiye’de verdiği konserlerin sayısını bilmediğimiz gruplardan birisi Anathema. Haklı olarak da yıllar içerisinde ülkemizdeki rock/metal camiasında hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinmeyi başardılar. Hatta bunu sayılara da döktüler.

Şöyle ki Spotify verilerine göre en çok dinlendikleri şehir İstanbul. Bununla beraber “zaten devamlı geliyorlar” deyip konserlerine mesafeli duran bir kitle de yok değil. Olaya benim açımdan bakacak olursak 25 yıla dayanan rock/metal dinleyicilik dönemimde Anathema son 10 yıla falan tekabül ediyor.

Çok koyu fanları olmasam da her daim bir şekilde dinlediğim grup oldular. Hayatımda gitmek isteyip de gidemediğim 3-4 konser vardır. Bunların birisi de grubun 2009-2010 yılları civarında bir dönemde Antalya ‘da yaşarken -yanımıyorsam- cam piramitte verdiği konser idi. Geçen zaman içerisinde pek konserlerini kovaladığım söylenemez ama geçtiğimiz yaz sonunda Volkswagen Arena’daki konserler peşpeşe açıklandığında biraz da Dream Theater ‘ın da rüzgarıyla iki konsere birden biletimi alıp beklemeye başlamıştım.

Bu arada yukarıda bahsettiğim gitmek isteyip de gidemediğim konserler listeme Dream Theater ‘ın da ekleneceğinde habersizdim. Son ana kadar bir umut biletimi satmayıp beklettiğim konsere bel fıtığı dolayısıyla gidemedim. Hal böyle olunca Anathema konseri daha çok önem kazandı. Zira geçen sene Bursa’daki Europe konserinden bu yana büyük bir grubu canlı izlememiştim. Ayrıca daha önce VW Arena’da da hiç canlı metal performansına tanıklı etmemiştim ve en az grup kadar mekan da merakımı fazlasıyla cezbediyordu.

Hatta yıllar içerisinde stadyum ve daha başka pek çok açık alanda konser ve festival izlemiştim ancak hiç kapalı mekan konser tecrübem olmamıştı ve özellikle grubun soundu ile beraber mekanın da soundunu fazlasıyla merak ediyordum. Baştan şunu söylemeliyim ki mekanın akustiği oldukça iyi. Bununla ilgili daha iyi yorum yapabilmek için konseri saha içinde en önde sağdan,soldan ve en arkadan takip ettim. Aslında sadece akustik açıdan değil de pek çok açıdan Vw arena fazlasıyla tatminkar bir mekan. Giriş-çıkışlar çok rahat,tuvaletler temiz,alkol satışı yapılan yerler gayet düzenli ve fiyatlar da makul denebilecek seviyede.

Hatta seyircilerin eşyalarını koyabileceği kilitli dolapların bile olduğunu görmek yıllarca vasat sayılabilecek standartlarda ve organizasyonda dev grupları izlemiş olan bünyemde “yok artık” etkisi yaptı. 🙂 Tabi bütün bu olumlu durumun bir sebebinin de konserin kapalı gişe olmaması diye düşünüyorum.

Mekanı bir de kapalı gişe organizasyonda test etmek lazım. Girişteki bir ilginç detay da mekanın kapısında görevlinin kolumu uzatmamı istediğimde bileklik takmasını beklerken bileğime mürekkep ile mühür gibi birşey basmasıydı. Artık seçimlerde bile kullanılmayan bu uygulama da ilginç bir detay olarak aklımda kaldı.


Grubun sahne performansına değinecek olursak ben beklentisiz biçimde konsere gittiğim için midir bilmiyorum ama sahnedeki şovdan fazlasıyla memnun kaldığımı söyleyebilirim. Setlist,grubun seyirci ile olan iletişimi,ses ve ışık sistemi ortalaması çok başarılıydı. Son albümü beğendiğim için setlistten belki koyu fanlar kadar rahatsız olmadım ama onları da anlıyorum. Grup da yeni şarkıları çoğunu belki de hemen aradan çıkarmak istermişcesine konserin başında çaldı.

Akabinde eski şarkıların devreye girmesi ve grubun da seyirci ile iletişiminin etkisiyle tansiyon yükseldi ve konserin özellikle ikinci yarısı bir metal ayinine dönüştü. Grup seyirciyi de arkasına alıp sahnede adeta büyüdü desem sanırım abartılı bir yorumda bulunmuş olmam. Bu ayinin zirve noktası ise grubun seyirciye yaptırdığı Meksika Dalgası idi. Bu noktada içerideki seyirci profilinin de genel olarak kendi halinde ve eğlenmeyi bilen bir havada olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Ayrıca artık İstanbul’daki metal konserlerinin alışılan simaları arasına giren Ortadoğu seyircisi bu konserde de yerini almıştı.

Benim için ise konserin en iyi kısımları Closer,Springfield,Fragile Dreams ile Untouchable Part 1-2 idi. Özellikle Springfield’in giriş kısmı unutulmazlarım arasına girdi. Sevdiğim şarkıların konserin ikinci yarısına ve hatta sonuna doğru gelmesi ertesi gün iş olduğunu unutturdu resmen. Konser sırasında Türkiye’deki olaylara rağmen her zaman buraya gelip çaldıklarına ve buna devam edeceklerine dem vuran grup konser sonunda da Türk seyircisine sevgilerini sunarak kulaklarımızda hoş bir tını bırakıp sahneden indi.

Ben de ertesi gün iş olduğunu hatırlayıp içeri girdiğimiz rahatlıkta dışarı çıktım. Konser günündeki kapalı ve yağmurlu hava da Anathema’nın kasvetli müziğini ve ayin tadındaki sahnesini destekler nitelikteydi. Son tahlilde; benim nezdimde bu grubun canlı performansı birden fazla kez izlenmeyi hakediyor. Ancak sadece türün hayranları tarafından değil de tüm müzikseverler tarafından da en azından bir defa tecrübe edilmeli… 🤘

Devamını Oku
yorum için tıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alakalı Kategori: Kültür & Sanat

Yukarı