Bizimle iletişime geç

“Başıma Bela Mısın Kader” Desek…

Ordan Burdan

“Başıma Bela Mısın Kader” Desek…

Bu aralar seviyoruz galiba ışıklı şarkıları, elektronik melodileri, gözümüzü oyalayacak müzikler dinlemeyi… Dinlenen bir şeyin kulaktan çok göze hitap ettiği bu dijital dönemi sorgulamak da istemiyoruz sanki. 

“Hâlbuki doksanlar böyle miydi?” klişesine de girmek değil tabi niyetimiz. Fakat kabul edelim ki özlediklerimizi geri istiyoruz geri geldiklerinde eski tatları olmadığından şikâyet ediyoruz. Yeniyi de seviyoruz da isteksiz dinliyoruz sanki. Eleştiriyoruz. Nazik entelektüel kesime kabul ettiremiyoruz. Başımıza bela olan bu zavallı kirli dönemde izlediğimiz bir konseri sizlere dilimizin döndüğünce anlatmak istedik aslında. Bir konser nasıl anlatılır bilemiyorum. Karşı çıktığımız ve direndiğimiz dinamiklere boyun eğiyoruz belki de, bilemiyorum. Ama kulak pası silmenin zorlaştığı dönemlerde Bora Öztoprak Performansından, müzikle sadece dinleyici olarak ilgilenen biri olarak bahsetmezsek kaderimize boyun eğmiş olurduk.

Ataşehir’de bir performans sahnesine giriş yapıp beklemeye başladığımızda açıkçası biraz tedirgindim. Konsere burun kıvıranların en büyük bahanesi olan “abi adamın kaç şarkısını biliyoruz ki gidelim” söylemi hafif hafif bizde de mevcuttu. Fakat konser başlaması ile birlikte doğuştan “Bora Öztoprak” hayranı olduğumuz fark etmiş olduk. Performans, hayatımızda doya doya izlediğimiz konserler listesinde baş sıraya oturdu. Kendisiyle ve ölüm ile alay eden insanlar her daim çok güçlü gelmişlerdir gözümüze… Bora Öztoprak kliplerini bence bir de kendisinden dinleyin derim bu yüzden. İnanılmaz keyifle anlattı o dönem yapmak istediklerini, yaptıklarını ve yapamadıklarını…  Sahne, şarkılar ve performans tek kelime ile mükemmeldi. Orkestra ise ayrıca harikuladeydi. Konsere gidenlere özel Berlin’den getirilen “Şeytan Azapta” orkestrası ise geceye damga vuran anlardandı(İzleyenler bizi daha iyi anladılar).

Deyim yerindeyse Başımıza Bela Olan Kader’e Bora Öztoprak sağlam bir kafa tuttu. Ve inatla tutmaya devam etmekte…

Kendisine sevgilerimizi iletiyoruz…

“İyi ki varsın Bora Öztoprak”

Devamını Oku

1985’te İstanbul’da başlayan hikâye; beş yıllık Kocaeli molasının ardından Bostancı’da devam etmektedir. Kendisi, İstanbul’da yürüyerek ilköğretim okuluna (ki bizim zamanda ilkokul, ortaokul vardı) gidebilen son neslin insanı olmuştur. Lise yıllarında ise Bostancı-Üsküdar (2 numara) belediye otobüsü ile tanışmış ve akbili ilk kullanan öğrenci grubu arasında yer almıştır. “E” harfini gurbetçi topçular gibi biraz uzatarak söylemeye çalıştığı dönemler,

Anadolu Lisesi’nde Almanca hazırlık okuduğunun bilinmesini istediği dönemlerdir. Fakat kendisi Almancayı hiçbir zaman doğru konuşamamış hatta hiç konuşamamıştır. Üniversite yıllarında sivil itaatsiz olarak sivil toplum ile uğraşmış, Kocaeli’nin gündemini Kocaeli’den daha iyi takip etmiştir.

O dönemler başladığı Walkman’den kaset dinleme sevdası, günümüze kadar aksi yönde seyrederek plaktan müzik dinleme sevdasına kadar gerilemiştir. Kendisi doğuştan olmasa bile Prekazi’nin Monaco’ya attığı golden beri iyi Galatasaraylıdır.

yorum için tıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alakalı Kategori: Ordan Burdan

Yukarı