Bizimle iletişime geç

Güçlü kadınların, güçlü hikayeleri

Kültür & Sanat

Güçlü kadınların, güçlü hikayeleri

Güçlü kadınlar ve onların hikayelerine doğru bir yolculuğua çıkalım!

Jeanne d’Arc – “Işık yalnız senin üstünde parlamaz”

15.yy Fransa’sında Yüzyıl Savaşları’nın ortasında doğan cahil bir köylü kızı bir ülkenin kaderini değiştirebilir miydi? Savaşın tüm acı yönlerine şahit bir çocukluk geçiren Jeanne d’Arc, 12 yaşında Tanrının kendisi ile konuştuğunu ve Fransa’nın kurtuluşu için kendini seçtiğini söyledi ve 16 yaşında da Fransa devlet adamlarını buna ikna edip Fransa için savaşmaya başladı. Erkek kılığına girip yanına aldığı askerler ile bir bir işgal edilen toprakları geri aldı.

İnancı tüm askerlere cesaret kaynağı oldu ama; bir kadının hatta 16 yaşındaki okuma-yazma bile bilmeyen cahil bir köylü kızının, askeri dehaların yapamadığını yapıp Fransa’yı işgalden kurtarmasını hazmedemeyenler oldu. Ve erkek kıyafetleri giyip kiliseyi aradan çıkararak direk Tanrı ile iletişime geçtiği için suçlanarak dönemin Engizisyon mahkemelerinde yargılandı ve 1431’de şehir meydanında diri diri yakılarak infaz edildi. Aradan 500 yıla yakın zaman geçtikten sonra Jeanne d’Arc, Papa XIV. Benedict tarafından Fransa’nın Koruyucu Azizi ilan edildi.

Rosa Parks – “Koltuğumu bir başkasına vermem gerektiğine inanmıyorum”

1 Aralık 1955 Günü Alabama’nın Montgomery şehrinde sıradan bir gün başlamıştı. Sabah işlerine gidecek olanlar otobüslerine biniyordu, beyazlar kendilerine ayrılmış ön sıradaki koltuklarına, siyahlar ise kendilerine izin verilen arka koltuklarda yolculuklarına devam ediyorlardı. Son derece sıradan bir gündü ve yine sıradan bir şekilde bir siyah otobüse bindi, parasını ödedi ve ön tarafta beyazlar oturduğu için inip arka kapıdan otobüse tekrar bindi. Her şey olması gerektiği gibi sıradan ve olağan bir şekilde devam ediyordu.

Akşam olduğunda, işçiler iş yerlerinden çıkmış otobüslerine binip evlerine doğru yola koyulmuşlardı. Rosa Parks adında 42 yaşındaki bir siyahî de otobüste kendine yer bulup oturmuştu. O sırada otobüse bir kaç beyaz bindi ve şoför siyahîlerden, beyazlara yer vermelerimi istedi. İşte bu bardağı taşıran son damla olmuştu, Rosa Parks yer vermeyi reddetti ve tutuklandı. Bu olay siyahî mücadele için gereken son kıvılcımdı, bu olaydan sonraki 381 gün boyunca hiçbir siyahî otobüse binmedi. Otobüs firmaları büyük zararlar açıklamaya başladı, bazı beyazlar da siyahların bu direnişine ortak oldu ve 1956 yılında otobüslerdeki siyah-beyaz ayrımcılığına yönelik yasa kaldırıldı.

Kathrine Switzer –  Bu bir maraton ve erkeklere ait??

1897 yılından beri devam etmekte olan Boston Maratonu, 1967 yılında gazetelere sadece maraton koşucularının skorları ile değil, tarihte iz bırakacak bir hikâye ile de geçti. 261 sırt numaralı koşucu maraton başladıktan hemen sonra yetkililer tarafından aşağılanarak pistten atılmaya çalışıldı, tartaklanan ve yarıştan çekilmeye zorlanan ama bu zorlu koşullara rağmen yarışı tamamlayan 261 numaralı koşucu ile ilgili sıkıntı neydi peki?

Sadece ve sadece bir kadın olması ve sadece erkeklere özgü bir yarışma olan Boston Maratonuna katılmış olmasıydı tabii ki de. Tüm baskılara rağmen yarışı tamamlayan Kathrine, bunun sadece bir başlangıç olduğunu 1972’de kadınlara maratonda koşma hakkının verilmesini sağlayarak kanıtladı. Ve 50 sene sonra, 70 yaşındayken bir kez daha 261 sırt numarası ile onu pistten itip kakanlar yerine gururlu tezahüratlar eşliğinde Boston Maratonunu tamamladı.

Coco Chanel – Küçük Siyah Elbise

Coco Chanel, bir barda sevgilisi için şarkı söylemeden önce sadece Gabrielle Chanel olarak biliniyordu. Söylediği “Coco’yu Trocadero’da kim gördü” şarkısından sonra sevgilisi ona Coco olarak seslenmeye başladı ve bu Gabrielle için yıllar sonra kuracağı markada ilham oldu.

Yetim ve fakir bir kız çocuğundan, önce dönemin en popüler şapkacısına sonra da bir moda ikonuna dönüşmesi hiç de kolay olmadı, ama o kendi olmaktan vazgeçmedi ve hak ettiği değeri fazlasıyla buldu. Sıkı korseler, tüylü ve abartılı feminen kıyafetlerin hakim olduğu bir dönemde kadınlara rahatlık, sadelik ve şıklık sundu. Erkek elbiselerini yeniden yorumladı, efsane parfümlere imza attı, küçük siyah elbisenin mucidi oldu ve hepsini kendi olmaktan bir an bile vazgeçmediği için başardı.

Türkan Saylan – Cüzzam ve Çağdaş Yaşam Savaşçısı

Türkan Saylan, 20’li yaşlarındaki her kız gibi evlenme ya da hayatın keyfini çıkarma gibi hayaller yerine, yaşamın gerçeklerine tutunmayı ve onlarla savaşmayı seçti. Türkiye’nin en ücra kasabalarına, köylerine yardım götürdü. Herkesin uzaktan selam vermekten bile çekindiği cüzzam hastalarının sofrasına oturdu, onlara dokundu ve onlara yardım etti.

Türkiye’nin ve hatta dünyanın cüzzamla savaşan yüzü oldu. Ama sadece yeteneği olan tıp ile insanlara yardım etmekle kalmadı, aynı zamanda daha iyi bir gelecek için onlara umut da oldu. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin kurucularından olup, arkasında geleceğe ışıkla bakabilen onbinlerce kız ve erkek çocuk bıraktı.

Devamını Oku

Bi Tutam Fikir, söyleyecek sözleri olup bunları paylaşmak için bir araya gelen bir ekibin ürünü. Bir Tutam Fikir olarak sadece sevdiğimiz şeyleri paylaşıyoruz. Umarız tüm fikirlerimiz ve yazılarımız sizin için okuması keyifli anlara dönüşür.

yorum için tıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alakalı Kategori: Kültür & Sanat

Yukarı