Bizimle iletişime geç

1860’lılara özel Karaköy gezi rotası

Öne Çıkanlar

1860’lılara özel Karaköy gezi rotası

Karaköy’de 72 milletin tarihin öncesine giden 1001 hikayesinin arasında kaybolmadan dolaşmak, çağdan çağa atlamak istersen işte sana  yol tarifi;

Tam Marmara ve Haliç’in birleştiği ağzın başında dur; ancak Sultan’ın hükmettiği değil de paranın hükmettiği yakada olduğuna emin ol. Şimdi denize arkanı dönerek sola bak, burada Unkapanı ve Balkapanı’nın kardeşi, Yağkapanı adı verilen, İstanbul’a gelen zeytinyağı yüklü tüm gemilerin yükünü boşalttığı Ceneviz Limanını göreceksin.


Yağkapanı’nı arkana alıp Marmara’ya doğru yürüdüğünde yeraltından gelen bir zincir sesi dikkatini çekebilir, Kastellion Mahzeni’nde Bizanslılar yaklaşan savaş gemilerinin yolunu kesmek için hazırlık yapıyor demektir.

Hemen ilerideki kargaşa Karantina Komutanlığı yüzünden.

Çiçek, veba, tifo fark etmez tayfası salgın hastalığa yakalanmış hiçbir gemiyi limana sokmadığı için tüccarların önce ikna, sonra rüşvet, sonra da şiddet tekliflerine direniyor. Kargaşayı geçip sağa dön ve Surp Hisus Pırgıç kilisesinden şehri kasıp kavuran kara vebayı yok edecek ikonayı sokaklarda dolaştırmak için çıkaran Ermeni rahipleri gör. Çok kısa süre sonra mucizevi şekilde vebayı bitirdikleri için Padişah tarafından elmas bir nişan ile ödüllendirilecekler.

Sol köşede çifte Davut Yıldızı’nın arkasına sığınmış Kemankeş Kara Mustafa camisini gör, 500 bostancının ancak cesaret edip Kemankeş’i ölüme götürmeye geldiğinde arbede sanki daha yeni bitmiş gibi.

Tam orada bir insan seline kapılacaksın, korkma, Beyaz Ruslar şehre akın ediyor.

Yolu geçip Manastır Han’da yataklarına uzanmaya ve çatıya çıkıp minik, gizli kiliselerinde İsa’ya dua etmek için bu aceleleri.
Biraz ilerde Fransız geçidine denk geleceksin, rıhtımdaki imtiyazın adresi işte burası. Herkes bir hengamenin içinde kendine yol açmak için çabalarken Fransız’lar işi Sultan ile çözmüş, rıhtımdan şehre giden ayrıcalıklı bir geçit ile rıhtımdaki tüm haseti üzerlerine çekiyorlar.

Şimdi yönünü ezan sesine dön, bu ezan sesi Kılıç Ali Paşa camisine ait.

İtalyan korsanıyken Osmanlı Donanmasına Paşa olan Kılıç Ali olmazları olduran bir şahsiyettir. Denizi kara yapıp üstüne cami konduran kararlı bir hayırsever olarak Ayasofyanın küçük bir kopyası olan camisiyle hala 5 vakit namazın Karaköy’deki muteber ev sahiplerindendir.

Şimdi bu camiyle onca yıldır komşu olan, tabelalarında isim yazamadığı için ancak hançer sembolü bulunan, birbiri ardına sıralanmış meyhanelerin önünden hızlı adımlarla geç. Burunsuz Eleni’nin tiz ve umarsız sesini Horoz Corci’nin galiz küfürleri kovalar bu sokakta, eğer Venedik Balozlarının gediklisi değilsen hava kararıp ortalık tekinsizleşmeden hızlıca geç buralardan. 

İşte aşağı yukarı Karaköy böyledir, dümdüz bir sokakta yürürken kendini milletler, çağlar, efsaneler ve tezatlar arasında zikzak çizerken bulursun, tabi nerden hangi sesi duyacağını, hangi kapının hangi efsaneye açılacağını bilirsen…

 

Devamını Oku

Kendi Titanik’inin dümenini bir anda dar sokaklara, metruk hanlara, anlatılmamış hikayelere kırmış, sevinçleri ve hayal kırıklıklarını en billur hali ile geçmişte görmüş bir modern seyyah. İstanbul’un sokaklarından cımbızla hikaye çekmeye, o tarihten bu tarihe yolculuk etmeye kendini adamış, bedeni bugünde, ruhu kimbilir nerede bir göçebe.

yorum için tıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alakalı Kategori: Öne Çıkanlar

Yukarı