Bizimle iletişime geç

1988 ve O Albüm…

Öne Çıkanlar

1988 ve O Albüm…

Tombalası hazır, kadehleri dolu, konik şapkası kafasında, paşalar gibi dansözünü bekleyen güzel ülkem; 1988 yılına keyifli bir giriş yapma hazırlığındaydı. Yılın ilk çinkosunun kahkahası, tek kanallı eğlencenin ferahlığı, mutlu ev toplantılarının yılbaşı ayağını özetlemekteydi sanki.

Ondan geriye sayıldıktan sonra 88’în içine cumburlop düşen Türkiye’m; zamanın nasıl geçtiğini fark etmeksizin kapıdan baktıran Mart ayını beklerken, 22 Şubat’ta bir albüm raflarda ve daha sonra kalbimizde yerini aldı. Şahsımdan üç yaş küçük olmakla birlikte muhtemelen benden çok yaşayacak ve hatta hiçbir zaman unutulmayacak olan bu albümün adı ise SEZEN AKSU’88 olarak tarihe altın harflerle kazındı.

Siyah albüm kapağı üzerinde resmi bulunan bu “sarışın” kadın; Türk Pop Müziğinin devrimcilerinden Onno Tunç ile birlikteliğinden doğan verimli duyguyu, yepyeni bir albümle taçlandırmıştı. Kaseti satın alan hayranlarını ilk olarak bir başka deli devrimci Aysel Gürel’in bir şarkısı karşılıyordu. Gel Gel Sarışınım Gel, Gel Sana Aşığım Gel… Sonrası ise anlatması çok kolay olmayan bir şarkı ile devam ediyordu.

Geçer…

Düşünün, 88 yılındasınız. Seviyorsunuz ama olmuyor. İstiyorsunuz ama bir arpa boyu yol alamıyorsunuz. Aşkın içine düşmüş çırpınıyorsunuz. Kalbiniz hem ağrıyor hem de ağır geliyor sanki vücudunuza. O size bir tebessüm bile etmiyor, siz ise bir bakışına bir can vermeye hazırsınız. Unutmanız gerek ya artık, dertlenip iki kadeh bir şeyler içiyorsunuz. Ve yeni aldığınız o malum kaseti takıyorsunuz. İlk şarkı bitiyor ve GEÇER başlıyor…

Geçer geçer daha öncekiler gibi
Bu da geçer neler neler geçmedi ki
Yine düşer deli divane gönlüm aşka…

Ve maalesef bir türlü geçmiyor.

Öyle işte…

Albüm; bugünlerde bile hala dinlediğinde yürekleri dağlayan şarkılarla ile devam ediyor. El Gibi, Unut, Hasret, Hayır… Hepsi ayrı bir hikâye anlatıyor ve mutlaka kalplerimize dokunuyor, o hassas noktayı bulup gözlerimizi yaşartıyor. Ve bir tanesi mutlaka sizin şarkınız oluyor.

Albümde yer alan bir şarkı ise kalplerimizde diğerlerinden çok ayrı bir yer ediniyor. Sezen Aksu’nun deyimiyle; şarkının yazarı, bu ülkenin ağaçları ile maalesef aynı kaderi paylaşıyor. Sivas Katliamında hayatını kaybeden Şair Metin Altıok’un KAVAKLAR şiiri Sezen Aksu ve Onno Tunç birlikteliği ile büyüleyici bir senfoniye dönüşüyor.

SEZEN AKSU ’88 albümü bugün 31 yaşına yaklaşmak üzere… O dönemin ruhunu yaşayan gençlerin çoğu belki de torun sahibi oldular. Umuyorum o dönem albümdeki herhangi bir parçaya “bu benim şarkım” diyenler sonrasında “bizim şarkımız” diyebilmişlerdir. Aksi halde Sezen Aksu Şarkılarının üstesinden tek başına gelebilmek çok da mümkün olamamaktadır.

Sevgi ve saygılarımızla…

“Çok Seviliyorsun MİNİK SERÇE”

(Yazıyı okuduktan sonra canı çekip albümü dinleyenlere ayrıca selam olsun.)

 

Devamını Oku

1985’te İstanbul’da başlayan hikâye; beş yıllık Kocaeli molasının ardından Bostancı’da devam etmektedir. Kendisi, İstanbul’da yürüyerek ilköğretim okuluna (ki bizim zamanda ilkokul, ortaokul vardı) gidebilen son neslin insanı olmuştur. Lise yıllarında ise Bostancı-Üsküdar (2 numara) belediye otobüsü ile tanışmış ve akbili ilk kullanan öğrenci grubu arasında yer almıştır. “E” harfini gurbetçi topçular gibi biraz uzatarak söylemeye çalıştığı dönemler,

Anadolu Lisesi’nde Almanca hazırlık okuduğunun bilinmesini istediği dönemlerdir. Fakat kendisi Almancayı hiçbir zaman doğru konuşamamış hatta hiç konuşamamıştır. Üniversite yıllarında sivil itaatsiz olarak sivil toplum ile uğraşmış, Kocaeli’nin gündemini Kocaeli’den daha iyi takip etmiştir.

O dönemler başladığı Walkman’den kaset dinleme sevdası, günümüze kadar aksi yönde seyrederek plaktan müzik dinleme sevdasına kadar gerilemiştir. Kendisi doğuştan olmasa bile Prekazi’nin Monaco’ya attığı golden beri iyi Galatasaraylıdır.

yorum için tıkla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alakalı Kategori: Öne Çıkanlar

Yukarı